Ölüm ve Matem (Yas)

Ölüm, ayrılık ve matem (yas) iç içe geçebilen süreçlerdir. Yas, kişinin aile bireylerinden veya çevresinden çok sevdiği birsinin ölümünden dolayı hissettiği yoğun üzüntü halidir. Bu süreç bir hastalık hali değildir. Bu yüzden kişinin normal hayatına geri dönebilmesi için yasını yaşaması ve bitirmesi gerekir.

  • Yas sürecinin şekillenmesinde kaybettiğimiz kişinin kim olduğu yani yakınlık derecesi çok önemlidir.
  • Birkaç yılda bir görüştüğümüz uzak akrabamızın ölümü ile annemizin yada çok yakın dostumuzun ölümü duygusal olarak bizi aynı şekilde etkilemez.
  • Ölen kişiye yüklediğimiz anlamlar, paylaştıklarımız, ortak hayaller, planlar, beklentiler, hayatımıza katkıları gibi faktörler yasın şiddetinde etkilidir.
  • Okul çağındaki çocuğunun annesini kaybetmesi ek birçok sorunla birliktedir. Bu durumdaki bir çocuğun üzerine bazen ev işleri yüklenir. Dahası kardeşlerinin sorumluluğunu bile alması gerekir.
  • Ölen kişinin yokluğu bir çok değişim yapar. Bu tür değişimlere uyum sağlamak özellikle üzgün olduğumuz bir dönemde çok daha zordur.
  • Sonuçta zorunlu olarak değişime uğrayan hayatımızın kontrolünü tekrar elde ettiğimizde yas sürecinden başarılı bir şekilde çıkmamız mümkün olur.

Elisabeth Kubler-Ross ve Yas Süreci

Ölüm ve Matem (Yas) süreci Elisabeth Kubler-Ross tarafından tanımlanmış bazı aşamalardan oluşur.  Bunlar : inkar, öfke, pazarlık, depresyon, kabul aşamalarıdır.

İnkar aşaması : İnsanların beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalması sonucunda adeta şokta olma halidir. Bu nedenle bu aşamaya şok aşaması da denmektedir. “Bu benim başıma gelmez”, “Gerçekten ölmüş olamaz” şeklinde tepkiler bu aşamada normal karşılanır.

Öfke aşaması : İnkar aşamasından sonra insanlar yaşadıkları kaybın hayal kırıklığı ile öfke aşamasına geçerler. Birlikte yapmak istedikleri, yapamadıklarından duyduğu pişmanlıkları, geçirmek istedikleri zaman dilimlerini düşünürler. Bu beklenti ve istekleri gerçekleşemeyeceği için engellemişlik hissinin verdiği sıkıntı ile öfke duymaya başlarlar. Sorgulamalar, suçlu aramalar, “neden ben” soruları sıkça bu sürece eşlik eder.

Pazarlık aşaması : Kaybettiğimiz kişinin bize geri dönmesi, hayatta olması için yaratıcı ile pazarlık yapılır. Genellikle bu durum hastalık süreci ağırlaşmış ölüme yakın olduğunu hissettiğimiz yakınlarımıza karşı gösterdiğimiz bir tutum olur.

Depresyon aşaması : Kaybettiği kişinin geri gelmesi konusunda yapabileceği bir şeyin olmadığını anlayan kişi kaybın verdiği çaresizlik duygularını hissetmeye başlar. Kayıp gerçeğini hayatına alır. Depresyon aşamasında birey kendisini hiçbir şey yapamayacak kadar enerjisiz, isteksiz ve yorgun hissedebilir.

Kabul aşaması : Ölüm hayatın parçası ve gerçeğidir. Ne kadar pazarlık etsek de geri getirebileceğimiz bir şey değildir. Bu nedenle onu kabul edip barışmak en sağlıklısıdır. Sevilen insana minnet ve şükran duymak, yaşanılan güzel anıları yad edebilmek, yaşamın o olmadan da devam edebileceğinin farkına varmak bu aşamada gerçekleşir.

 

Yas Sürecinin Evreleri:

Yas sevilen birinin ölümü nedeniyle oluşan doğal bir tepkidir. Kaybı yaşayan kişiye, ölen kişiyle olan ilişkiye ve ölüm biçimine göre değişkenlik gösterebilmekle birlikte yas süreci dört temel evreden oluşmaktadır:

1.evre: Birkaç saat-birkaç hafta arasında değişebilen bu evrede kişi ölümün gerçekliğini kavramakta zorlanır. Yaşadıkları karşısında bazen şaşkın, donuk, tepkisiz olur. Hatta boşluk ve gerçek dışılık duyguları yaşar. Bu dönemde hatırlamada güçlükler, bedensel belirtiler de olur.

2.evre: Kişi kaybın acısını giderek daha fazla hisseder. Çoğunlukla yoğun üzüntü ve özlem duyguları yaşar. İlaveten, ölen kişiyi arar, ağlamaları olur. Ayrıca öfke, huzursuzluk, korku ve endişe vardır. Diğer belirtiler arasında konsantrasyon güçlüğü, ilgi duyulan ve keyif alınan şeylere yönelik isteksizlik vardır. Zihin ölen kişiyle ve ölümle meşguldür. Bu evre günlerce veya haftalarca devam eder.

3.evre: Kaybın geri dönmeyeceği gerçeğinin giderek fark edilmesiyle ümitsizlik ve çaresizlik duyguları ortaya çıkar, buna bağlı olarak yorgunluk-bitkinlik, isteksizlik ve ilgi kaybı ön plandadır.

4.evre: Aylar içinde ölümün kesinliğinin ve sonuçlarının kabullenilmesiyle kişinin özlem ve üzüntü duygularının yoğunluğu giderek azalır. Ölen kişinin anıları yitirilmemekle birlikte, kişi kayıptan önceki haline döner. Hem yaşamını yeniden düzenler hem de geleceğe dair umutları canlanır.

Yas Tipleri

Akut Yas: Kişilerin sevdiklerinin kayıpları sonrası yaşadıkları normal yas sürecidir. Bu kayıpların ardından yaşanan doğal bir süreçtir.  ve her kişide farklı belirtiler gösterdiği gibi farklı tepkilere sebep olabilir.

Karmaşık (Komplike) Yas: Doğal yas sürecinin altı aydan uzun sürüyor ise ve kişiler sevdikleri kişinin kaybını kabullenemiyor ve iş ve sosyal hayatları giderek daha karmaşık bir hal alıyor ve olumsuz etkileniyorsa bu duruma karmaşık yas adı veriliyor. Bu durumlarda kişiler bazen suçluluk ve öfke gibi duygularla baş etmeye çalışırlar. Sevdiklerinin kaybından kendilerini sorumlu tutabilirler.

Travmatik yas: Travmatik yas, sevdiğimiz kişinin ani, beklenmedik ve özellikle kötü, korkunç bir olay ile vefat etmesi sonucu olan yas sürecine denir. Bu tür bir yas süreci geçiren kişilerin psikolojileri ciddi derece etkilenmektedir ve zaman zaman travma sonrası stres bozukluklarına sebep olmaktadır. Özellikle evlat acısı gibi durumlar da ebeveynlerin yaşadığı süreç travmatik yas olarak adlandırılabilir.

Ölüm ve Matem (Yas) Sürecinin Belirtileri:

  • Bedensel tepkiler: Baş, göğüs ağrısı ve göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı, çarpıntı, boğazda düğümlenme, yutkunma zorluğu, midede kazınma hissi, bulantı, kusma, kabızlık ya da ishal, adet düzensizlikleri, kaslarda seyirme ve kasılmalar, uyku düzensizlikleri, bitkinlik ve halsizlik
  • Duygusal tepkiler: Ölümü inkar etme, üzüntü, ağlama, özlem, öfke, sıkıntı, güvensizlik, tedirginlik, delireceği korkusu, yaşama karşı ilgi ve istek kaybı, hiçbir şeyden zevk alamama, hiçbir duygu hissedememe, geleceğe karşı umutsuzluk ve karamsarlık, yalnızlık ve çaresizlik.
  • Ruhsal tepkiler: Kaybedilen ölen biriyse hala yaşadığını hissetme, sesini duyma, hayalini görme, yaşam ve ölüm kavramlarını sorgulama
  • Bilişsel tepkiler: Ölen kişiyi ve ölümü düşünmeye mani olamama, suçlu hissetme, kendine kızma, pişmanlık duyma, ölüm anını defalarca hatırlama, kararsızlık, dikkatini dağınıklığı ve bellek sorunları
  • Davranışsal tepkiler: Amaçsız bir biçimde aşırı hareketlilik, kendini başkalarına yardıma vererek kaybın acısından kaçma vardır. Ayrıca kişi, insanlardan uzaklaşır. Kimseyle görüşmek istemez. Ölen kişinin eşyalarına yönelme ya da bunlardan uzak durmaya çalışma muhtemeldir. Diğer belirtiler arasında mezara çok gitme ya da gidememe, alkol ya da ilaç kullanma olur. Genel isteksizlik ve cinsel isteksizlik hali de vardır.

Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

YAHYA KEMAL BEYATLI

Yazar

  • Sultan

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olmuştur. ABD’de Florida Postgraduate Sex Therapy Training Institute’de “Clinical Sexologist and Sex Therapist” olmayı hak kazanmıştır. Florida International University’de düzenlenen Sexuality Educators Certificate (Cinsellik Eğitimciliği Sertifika Programı) eğitimini de başarıyla tamamlamıştır. Society for Sex Therapy and Research (SSTAR) üyesidir. Yunanistan’da Hellenic Republic Democritus University of Thrace Medical School, Psikiyatri kliniğinde misafir öğretim üyesi (guest scholar) olarak ders ve seminerler vermiştir. Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı kurucu öğretim üyesidir.

Similar Posts

  • | |

    Boşluk Hissi

    “Boşluk hissi” genellikle bir insanın yaşamında anlam, amaç veya bağ eksikliği hissettiği duygusal bir durum olarak tanımlanabilir. Bu duygu, bireyin kendisini içsel olarak tatminsiz, kaybolmuş ya da yönsüz hissetmesine neden yol açar. Bu durum, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Olası Nedenler: Çözümler Bileşenleri Günümüz insanının temel meselelerinden biri “boşluk” duygusudur. Bu duygu ne istediğini…

  • Sahte Anılar

    Sahte anılar, kişilerin gerçek olmayan olayları veya hatıraları gerçekmiş gibi hatırlamaları durumunu ifade eder. Bu yanıltıcı hatıralar; İnsanlar genellikle hafızayı, olup biten her şeyi mükemmel doğruluk ve netlikle doğru bir şekilde belgeleyen ve saklayan bir video kaydedici gibi düşünür. Halbuki gerçekte hafıza yanılgıya çok yatkındır. İnsanlar hafızalarının doğruluğundan tamamen emin olsalar bile bu belirli bir…

  • | |

    Özgüven

    Birçok ruhsal sorunun temelinde özgüven eksikliğinin yattığı bilinen bir gerçektir. Özgüven daha bebeklik döneminde anne-bebek ilişkisinden etkilenir. O dönemde anne (veya bakımveren kişi) ile çocuğun ilişkisinin sürekli, dengeli ve tutarlı olması özgüvenin oluşmasında birincil öneme sahiptir. Uygun duygusal ilişkinin kurulduğu, güvenli ve sıcak bir ortam gereklidir. Böyle bir ortamda çocuğunun gereksinimlerini fark eden ve uygun zamanda…

  • Şizotipal Kişilik Bozukluğu

    Şizotipal kişilik bozukluğu (schizotypal personality disorder) çok ciddi bir hastalıktır ve kişinin bu durumda neredeyse hiç yakın ilişkisi yoktur. Bu kişiler olaylara dışsal tepki vermek yerine tepkilerini içlerinde yaşarlar. Ayrıca sosyal ortamlarda aşırı derecede heyecan, alınganlık, kuşkuculuk ve kaygı yaşarlar. Gerçekliğe yabancılaşmışlardır. Garip, büyüsel inanışları, aşırı tuhaf batıl inançları, gerçekte var olmayan kişilerden mesaj aldığına…

  • | | | |

    Tedaviye Dirençli Depresyon (TDD)

    Tedaviye dirençli depresyon (TDD), en az iki farklı antidepresan tedavinin uygun dozda ve sürede uygulanmasına rağmen hastanın depresif semptomlarının yeterince iyileşmediği veya tamamen ortadan kalkmadığı durumlardır. Bu durum, majör depresif bozukluğun (MDB) bir alt türüdür. Sıklığı, depresyonun ciddiyeti, kullanılan tedavi yöntemleri ve tanım kriterlerindeki farklılıklara bağlı olarak değişiklik gösterir. Tedaviye Dirençli Depresyon Görülme Sıklığı Popülasyon…

  • | | | |

    Depresyon Tedavisi

    Depresyon tedavisi, kişinin belirtilerine, depresyonun türüne ve şiddetine bağlı olarak bireyselleştirilir. Genellikle tedavi, psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişikliklerinden oluşan bir kombinasyon içerir. Psikoterapi ile Depresyon Tedavisi İlaçlarla Depresyon Tedavisi Tedavide kullanılan ilaçlar “antidepresanlar” olarak adlandırılır. Bu ilaçlar, beyindeki kimyasal dengesizlikleri düzelterek depresyon semptomlarını hafifletmeye yardımcı olurlar. Antidepresanlar çeşitli sınıflara ayrılmıştır. Her bir sınıf…